Çoğu kişi için, hayattaki en önemli şeyler; ailesi, arkadaşları, işi ve boş zamanlarında ne yaptığıdır. Tüm bunlar, zamanımızın ve enerjimizin çoğunu tüketip hayatımızı da şekillendirir. İşimiz, çoğu zaman hayatımızın önemli bir bölümünü kapsar ve aslında bambaşka şeyler yapmayı tercih ettiğimiz halde, genellikle zorunluluktan çalışırız.
Kişiliğiniz, aşk hayatımızı etkilediği gibi, kariyerimizi de önemli ölçüde etkiler. Ne tür bir iş seçeceğinizi, nasıl çalışacağınızı ve iş hayatında diğer insanlarla nasıl etkileşime geçeceğinizi belirler.
Kişiliğiniz iş Hayatınıza Nasıl Girer?
Yaygın olarak kabul edilen görüş; belli kişilik tiplerine sahip olanlar, diğer kişilere göre bazı işlerde daha başarılıdır.
Örneğin aşırı derecede çekingen ve içedönük biri, büyük olasılıkla başarılı bir devriye polisi olamaz. Diğer yandan, patavatsız ve dikkat çekme meraklısı birinin de danışman veya din adamı olması bir seçim olacaktır.
İş hayatını etkileyen faktörler:
Kişilik: Herkesin, başkaları yerine kendisinin belirli işlerde daha başarılı olmasını sağlayacak kişilik özellikleri ve alışkanlıkları vardır. Duygulanım düzeyiniz ya da genel olarak mizacınız, iş hayatınızda çok önemli unsurlardır.
Yetiştiğiniz çevre: Yetiştiriliş biçiminiz de iş hayatınızı etkiler. Örneğin ebeveynleriniz beklentisi yüksek kişilerse, yoğun ve fazlasıyla talepkar işlerde başarılı olma olasılığınız oldukça yüksektir. Sevgi dolu ve eğitici bir çevrede büyüdüyseniz, öğretmenlik ya da hemşirelik gibi mesleklerde başarılı olabilirsiniz.
Kültürel, sosyal ve eğitsel faktörler: Bu unsurlar, ilgi alanlarımızı ve genellikle de seçeceğimiz işi etkilerler.
Beğeni ve ilgiler: Çoğu kişi beğenilerini ve ilgi alanlarını yansıtan işleri seçer. Müzikten hoşlanan ve tüm hayatı boyunca müzikle iç içe olmuş bir kişi, müzik öğretmeni, bir orkestrada müzisyen ya da orkestra şefi olabilir.
Hayvanları seven ve örgütleme becerileri güçlü olan biride belki bir evcil hayvan çiftliğinin yöneticisi olabilir. Tekstil ve giyim kuşamdan hoşlanan biri, moda tasarımcılığı, terzilik ya da modellik eğitimi alabilir.
Örneğin yiyecekler ve yemek pişirmek tutkunuzsa, aşçılık okuluna gidebilir, bir şef olabilir ya da hizmet sektörüne girebilirsiniz. Bahçeyle uğraşmaktan ve açık havada olmaktan hoşlanan biriyseniz, peyzaj mimarı olmak sizin için doğru bir seçim olabilir.
Yetenekler ve eğitim: Ne yazık ki bir konuya ilgi duymanız, o konuda başarılı olacağınızı garantilemez. Her ne kadar keman çalmaktan ya da tenis oynamaktan hoşlansanız da, asla profesyonel bir müzisyen ya da sporcu olamayabilirsiniz. Bir iş için yetenek sahibi olmanın yanı sıra gerekli eğitimi almak, işteki başarırının temel unsurlarıdır.
İşe uygunluğu belirleyen bir kişilik ölçeği, kişilik özelliklerinin hangi işlere uygun olduğu ortaya çıkarır. Ancak kişinin tercihleri, eğitimi ve deneyimi hakkında bilgi vermez. Bu nedenle bir kişilik ölçeği, size birbiriyle bağdaşmayan ya da şimdiye kadar hiç düşünmediğiniz işlerde başarılı olabileceğinizi önerebilir. İşe uygunluk testleri, tamamen kusursuz olmasalar da, bazı olasılıklar sunabilir ve yeni fikirler verebilirler. Kişiliğinizle ilgili ilginç görüşler ortaya koyabilir ve bunların iş hayatınızla ilgili kararlarınızı nasıl etkileyeceği konusunda da bilgi verebilirler.
Kasap, Fırıncı, Mum Yapımcısı
Çoğu kişi daha çocukken gelecekte yapacağı işleri düşünmeye başlar. Erkek ve kız çocukları, farklı işleri denerler. Altı yaşma bile gelmeden polis, doktor, kovboy, film yıldızı, öğretmen, borsacı ve avukat olurlar.
Yetişkinlerde çocuklara ne olmak istediklerini sorarak ya da kendi işlerini anlatarak, onların iş hayatına ilgilerini uyandırırlar. Toplum içinde iş ve iş hayatı, merkezi bir öneme sahiptir. Yetişkin sohbetleri ne kadar sıklıkla iş etrafında döndüğünü bir düşünün. İş konusu çok önemlidir. Bu nedenle işinizi seçerken doğru bir değerlendirme yapmak büyük önem taşır.
İş ararken ya da iş değiştirmeyi düşünürken dikkate alınması gereken noktalar şöyle sıralanabilir.
Seçeceğiniz iş sizi mutlu edecek mi? İşi ilginç ve ödüllendirici olarak değerlendirecek misiniz?
Belirli bir iş ya da meslek için hangi eğitimi, ne kadar süreyle almalısınız?
Eğer iş değiştirmeyi düşünüyorsanız, bunun nedeni nedir? Şimdi sahip olduğunuz işi neden sevmiyorsunuz?
Bazıları gerçekten sevdikleri işe sahip oldukları için şanslı olsalar da, çoğu kişi sürekli olarak işte mutsuzdur. Kendileri için ideal olduğunu düşündükleri işin peşinden koşar, altı ay sonrada aldıkları yüksek maaş ve üç haftalık ücretli izne rağmen, bu işi de sevmediklerini anlarlar. Bu Amerikan Psikolog Dergisi'nin Ekim 1999 sayısında ele alınmıştır. Mihaly Csikszentmihalyi’nin kaleme aldığı Zengin Olduğumuz Halde, Neden Mutlu Değiliz? adlı makalede vurgulanan; peşinden koştuğumuz tek hedefin mutlu olma hedefi olduğudur. Makale artan servetin mutluluğa yol açmadığının altını çizer.
Belki de işinizde mutsuz olmanızın nedeni belli bir performans göstermeniz için üzerinize yüklenen aşırı baskıdır. İşinizi sevdiğiniz halde, artık size zevkli veya yapılmaya değer gelmez. İşteki mutluluğunuzu artıracağı için, kişiliğinize uygun bir işe girmeniz çok önemlidir; örneğin, performans baskısı sizi zorladığında, meslek değiştirmek yerine, aynı alanda başka bir iş arayabilirsiniz.
Bazı insanlar, hayatlarının erken dönemlerinden itibaren ne yapmak istediklerini bilirler. Belki küçükken iş hayatına atılmış ve bir işi sevdiklerine karar vermişlerdir. Yaşamlarında, diğerlerine göre daha az konuda karar vermek durumunda kaldıkları için şanslıdırlar; ancak çoğumuz, nasıl bir iş yapacağımıza karar verirken yardım almaya ihtiyaç duyarız
Doğru Mesleği Seçmek
Diyelim ki, mesleğinizi değiştirmeye karar verdiniz. Reklamcılık işinde yeteri kadar çalıştığınızı düşünüyor ancak hangi mesleğe geçeceğinizi de bilmiyorsunuz.
Yılda en azından 50-60.000 YTL kazanmanız gerektiğini düşündüğünüz için de, bu ücretin ödenmediği işleri listenizden çıkarıyorsunuz. Bir yıldan daha fazla süre için okula geri dönmek istemiyorsunuz ve dolayısıyla bir cerrah ya da gen mühendisi olamayacağınızı da biliyorsunuz.
Kişisel kriterlerinizi belirleyerek, iş olasılıklarınızı sınırladıktan sonra seçeneklerinizi daraltmak için işe uygunluk testlerinden yararlanabilirsiniz.
MMPI (Minnesota Multiphasic Personality Inventory) ya da 16PF (Sixteen Primary Factor Inventory) gibi bazı testler sadece psikologlar tarafından uygulanabilirler. Myers-Briggs ve Holland Self Kişisel Yönlendirme Araştırması (Holland Self-Directed Search) gibi diğer testlerde kariyer danışmanları ve insan kaynakları uzmanları tarafından uygulanmaktadırlar.
Piyasada, birçok işe uygunluk testi vardır. Bu testlerde alanlarınız, olaylar karşısındaki tavrınız ve benzeri sorular sorulmaktadır. Myers-Briggs, işe alma ve değeri en sık kullanılan testlerden biridir. Genellikle, kimler en iyi şekilde çalışacağını belirlemek üzere ve takım için kullanılmaktadır.
İnternette de uzmanlarca değerlendirilen testler bulabilirsiniz. Bunlardan bazıları ücretsiz, bazıları da ücretlidir.
İşle Kişisel Özellikleri Bir Araya Getirmek
Kişilik testleri, mizacınız hakkında bir rapor verir ve cevaplarınızı işlerde çalışan kişilerin benzer cevaplarıyla eşleştirir. En çok benzediğiniz kişinin mesleği de sizin için uygun bir meslek olabilir. Örneğin cevaplarınız, öğretmenlik yapan kişilerle benzerlik gösteriyorsa, test sizin eğitimci olmaya daha uygun olduğunuzu gösterir. Aynı durum, kamyon şoförlüğü, avukatlık ve diğer meslekler içinde geçerlidir.
Ortaya çıkan profilden, hangi tip işlerde çalışabileceğinizi öğrenebilirsiniz. Testlerden hangi işlere uygun olduğunuzu öğrendikten sonra, iş için gereken eğitim gibi, diğer faktörler hakkında da düşünebilirsiniz.
Bildiğiniz gibi, bazı kişilik özellikleri bazı işler için daha uygundur. Şimdi bir kaçına bakalım.
Uyanık biri, iyi bir iş adamı olabilir. Utangaç biri, satış işine hiç girmese daha iyi olur. Tez canlı, enerjisi yüksek ve acil durumlarla başa çıkmada başarılı biri iyi bir polis, gazeteci ya da servis teknisyeni olabilir. Sürekli macera arayan biri, postanede çalışmak yerine, tur rehberi olarak çalışabilir. Aşırı derecede duygusal ya da sinirli kişiler büyük olasılıkla yönetici ya da asker olmaya pek uygun değildir.
Bir işi düşünürken, kişilik özellikleriniz ve mizacınız çok önemlidir. Ne yapacağınıza karar verirken, bütün etkenleri mutlaka değerlendirmelisiniz.
İş Arkadaşlarınız ve Müdürünüzle Beraber Yaşamayı Öğrenmek
Bazen iş bulmak çok kolaydır. Başladıktan sonra bir sürü başka şeyle mücadele etmeniz gerektiğini öğrenirsiniz. Kişiliğiniz, sadece nasıl bir iş seçeceğinizi etkilemekle kalmaz, belirli durumlarda nasıl tepki göstereceğinizi de etkiler.
Peki, istediğiniz işi bulduktan sonra, müdürünüzün başka bir gezegenden geldiğini gördüğünüzde, departmanınızdaki çoğu kişinin tembellikleri bir tarafa, beceriksiz olduğunu fark ettiğinizde ya da iş arkadaşlarınız size taktığında ne olacak?
Kişiliğiniz, büyük ölçüde bu ve benzeri durumlarda nasıl tepki göstereceğinizi -en azından nasıl tepki göstermek isteyeceğinizi belirler. Eğer dışa dönük ve girişken biriyseniz, canınızı bir durumda daha hızlı ve kararlı tepki gösterme olasılığınız, utangaç ve içedönük birine göre daha fazladır. Ancak kişilik tipinizden bağımsız olarak, işyerinde neyin yapılıp yapılmamasının olduğunu bilmeniz gerekir. Bazı kişilerle, belli şekillerde başa çıkmalısınız. Ancak bunların ne olduğunu ve neden olduğunu anlamak önemlidir.
Diyelim ki müdürünüz olan Hüsniye ile bir sorununuz var ve bunu onunla konuşmanız gerektiğini düşünüyorsunuz. Eğer fevri biriyseniz, hiç düşünmeden odasına dalıp konuşmaya başlarsınız. Daha tedbirli veya sıkılgan biriyseniz, yöneticinizle bu şekilde yüzleşmenin korkutucu olduğunu düşünür ve bu durumdan tamamen kaçınmayı tercih edebilirsiniz.
Kişilik tipiniz ne olursa olsun, tepkinizi ortaya koymadan önce, sosyal becerileriniz üzerinde çalışmalısınız. Yöneticinizle konuşmadan, sorunun ne olduğunu aklınızda tanımlamalı ve açık olmalısınız.
Hüsniye ile nerede ve ne zaman konuşacağınıza karar verin. İkiniz için de doğru bir zaman ve zemin olduğundan emin olun. Önemli bir toplantıya yetişmek üzereyken, durdurup konuşmak istediğinizi söylememelisiniz. Ona, gün içinde size zaman ayırıp ayıramayacağını sorabilirsiniz. Ne yaparsanız yapın etrafta diğer çalışanlar varken konuşmaya çalışmayın. Bu tip konuşmalar, kişilerin varlığını gerektirmedikçe özel olarak yapılmalıdır.
Hüsniye ile bir araya geldiğinizde, konuşmaya size göre sorunun ne olduğunu anlatarak başlayın. Kolayca gözü korkan biriyseniz ya da otorite ile başa çıkmada sorunlarınız varsa, bunu yapmak sizin için zor olabilir. Söylemek istediklerinizi önce düşünüp karar vermek, bu konuda size oldukça yardımcı olacaktır.
Hüsniye'ye yaptığınız yorumlar, saygılı ve sakin bir üslupla yapılmalı ve söyleyecekleriniz bittiğinde de ona fırsat tanımalısınız. Ancak yine de söylediklerinizin arkasında durun, Bazı kişilik tipleri, bunu kolay buldukları halde bu kararlılık kimileri için güçtür.
Herhangi bir çalışma arkadaşınızla sorun yaşadığınız aynı sırayı takip edebilirsiniz. Saygılı olun, suçlamayın ve karşınızdaki kişinin, durumun sizi nasıl hissettirdiğini anlamasını sağlayın.
Çalışanlarla Başa Çıkmak
Çalışanı ile sorunu olan bir şef iseniz, önceki bölümde söz edilen kılavuzdan yararlanabilirsiniz.
Uygunsuz sosyal davranış, düşük performans ya da iş kalitesinin düşüklüğü istenmeyen davranışlardandır.
Diyelim ki Alp son birkaç haftadır kendi üstüne düşen işi tam anlamıyla yapmıyor. Diğer çalışanlarında bundan şikayetleri kulağınıza kadar geldi. Kendi işleri dışında, birde Alp'in işerini üstlenmek zorunda kalıyorlar ve Alp'e verilen bazı önemli işler ise, hiç el sürülmeden öylece duruyor ve bu yüzden tüm birim geri kalıyor.
Yapmanız gereken ilk şey sorunu tanımlamaktır. Sonra sizin ve iş arkadaşlarının Alp'in davranışından nasıl etkilendiğinizi Alp'e anlatın, olabileceğiniz "kadar açık olun. Sadece "'Alp son zamanlarda fazla verimli değilsin" deyip bırakmayın. Somut örnekler verin. Örneğin, Alp'in bitirmediği nedeniyle, birimin sunum yapamadığını ya da telefonla arayan potansiyel bir müşteri geri aranmadığı için satışın kaybedildiği gibi örnekler verin.
Alp’le sakin bir biçimde konuştuğunuza emin olun. Kimse kendisine "bağırılmasını istemez. Ona İpin sonuçlarının tüm birimi nasıl etkilediğini anlatın. Sakinliğinizi korumaya özen göstein ve Alp'e cevap hakkı verin. Kim bilir, belki Alp, son birkaç haftadır kendini iyi hissetmemekteki evde önemli bir sorunu vardır, eşi boşanacağını bildirilmiştir ya da ailesinden biri ölmüştür.
Alp’e cevap hakkı verin. Eğer elinden gelenin en iyisini yapmadığını kabul ederse, bu durumu düzeltmek için ne yapılabileceğine birlikte karar verin. Belki, Alp birkaç hafta işe bir saatler erken gelip, ihmal ettiği işleri tamamlayabilir. Belki eve iş götürmeyi ya da cumartesi günü işe yarım gün gelmeyi teklif edebilir.
Eğer o, sorun için hiç çözüm önermiyorsa, o zaman siz önermelisiniz. Esnek olmaya ve onunla çalışmaya istekli olun. Ancak davranışının ciddiyetini anladığından emin olun ve bunu düzeltecek bir şeyler yapması için onu cesaretlendirin. Eğer sizinle çalışmayı reddeder, kaba ve saygısız davranır ya da sorun devam ederse, o zaman ciddi bir yaptırım sürecini başlatabilirsiniz.
Kendi kişiliğinizi tanıyarak, anlayarak ve bu bölümdeki önemle izleyerek, işyerindeki becerilerinizi geliştirebilir ve başkalarıyla etkin bir biçimde başa çıkabilirsiniz.
İşyerinde Şiddet
Çok acı bir gerçek ama oldukça saldırgan bir toplumda yaşıyoruz.
Okulda çocuklar birbirlerini öldürüyorlar. Sokakta oynarken, yoldan geçenlerin serseri kurşunlarıyla vuruluyorlar.
Ev içi şiddet ise artık çok tehlikeli düzeyde. Bir adam, uzun zamandır sevgilisi olan kadını, ortak banka hesaplarından fazla para çektiği için vurup öldürüyor. Bir başka kadın ise bakmaktan yorulduğu yaşlı annesini öldürüyor.
Ne yazık ki şiddet işyerlerine de girdi. Haberlerde, çılgına dönmüş çalışanlar koridorda bağırarak rastgele ateş ettiği için, korkudan masalarının altında sinmiş insanları görüyoruz. İşyerlerinde şiddet dolu davranışların var olduğu bir gerçek. Hepimizin bu duruma ve uyarı işaretler duyarlı olması gerekmektedir.
Uyarı İşaretlerini Tanımak
Geçmiş davranışlar, gelecekteki davranışları tahmin etmekte önemli bir rol oynar.
İnsanlar, bazen tamamen kişiliklerinin dışında bazı davranışlarda bulunabilirler ancak bu çok sık gerçekleşmez. Geçmişte saldırgan davranışları olanların, gelecekte de böyle davranışlar gösterme olasılıkları, geçmişlerinde şiddete başvurmayanlara göre daha yüksektir.
İşverenler, saldırganlık potansiyelleri ya da başka sorunları olan çalışanlarını, testler aracılığıyla da eleyebilirler, yardımcı olabilir ancak kusursuz değildirler.
Dallas'ta endüstriyel psikolog olarak çalışan Kurt Helm, 20 yılını, işe başvuran adayların kişiliklerini, iş becerilerini ve iş ahlaklarını değerlendirmek için testler geliştirmeye adamıştır. Wall Street Journal'da yayınlanan bir habere göre Helm, adayların saldırganlık, hırsızlık, ilaç kullanımı ve cinsel tacize dair potansiyellerini ölçmeyi hedefleyen bir test geliştirmiştir.
Helm, bu gibi testlerin yararlı olduğunu fakat yüzde yüz kusursuz olmadığını ifade eder.
Hiç kimse saldırganlığı önceden kestirmede başarılı olamaz. Ancak sonradan pişman olmaktansa, bir kişinin saldırganlaşabileceği sinyallerini bugünden fark etmenin önemli olduğunu unutmayın.
Bir kişinin geçmişte saldırgan davranıp davranmadığını bilemeseniz de, saldırganlaşacağını düşündüren davranışlar içine girdiğini görürseniz, tepki vermeme şansınız yoktur. Örneğin, Sinan patronunu öldüreceğini söylüyorsa, bunu duymazlıktan gelip şaka deyip geçemezsiniz.
Her tehdit ve saldırganca davranış ciddiye alınmalıdır. İş arkadaşlarınızın şiddet gösterebileceğine ilişkin bazı ipuçları:
Öfkeli ve düşmanca duygular sergilemek
Saldırı tehdidinde bulunmak
Geçmiş saldırganlık öyküsü
Silah sahibi olmakla övünmek
Kontrolsüz davranışlar
Madde bağımlılığı
Panik atakların eşlik ettiği depresyon
İş arkadaşlarıyla veya yönetimle yakın zamanda sorunlar yaşamak
Ümitsizlik duyguları
Hiçbir unsur tek başına saldırganlığın belirleyicisi değildir. Ancak bu uyarı işaretleri potansiyel olarak saldırganlığa yönelecek davranışlar konusunda kişilerin dikkatini çekebilir.
Şiddetle Başa Çıkmak
Çok üzücü olmasına karşın şiddetin var olduğunu yadsıyamayız. Bunu kimse istemez ama olduğunda ne yapacağınıza ilişkin planınızın olması, tamamen hazırlıksız yakalanmaktan iyidir. Bu planlar diğer kritik durumlar içinde, örneğin bir çalışanın ölümü ya da ciddi bir kazanın olduğu hallerde de işe yarar. Böylesi bir olay gerçekleştiğinde gerilimi azaltmak ve soruşturma süreçlerini başlatmak genellikle en etkili ve faydalı yöntemlerdir.
Gerilimi azaltmak, etkilenen tüm bireylerin bir araya gelerek olaydaki rollerini, konuyla ilgili görüşlerini ve olayın kendi üzerlerindeki etkilerini, resmi olmayan bir yolla paylaşmalarıdır. Çoğu durumda,gerilimi azaltmak yeterlidir.
Soruşturma, genellikle profesyonel olarak eğitimli kişilerce yürütülen ve olaya karışan herkesin detaylarıyla anlatmasının istendiği bir süreçtir.
Eğer işiniz, kriz önleme ve kriz sonrası takibi içeriyorsa, işyerinizde şiddetle ya da diğer travmatik olaylarla başa çıkmak için kriz merkezi veya çalışan danışma programı ile ilişki kurmalısınız.
Nur Meriç