23 Kasım 2015 Pazartesi

Obsesyon (Saplantı) Nedir?

Obsesyon kişinin isteği dışında gelen kabul etmek istemediği uygunsuz olarak düşünülen, belirgin sıkıntıya neden olan sürekli düşünceler, dürtüler ya da göz önüne getirilen görüntü seklinde düşlemlerdir. Obsesyonlar kişinin kendi kontrolü altında değildir.

Bu takıntılı düşünceler; mikrop bulaşmasına ilişkin kaygılar, başkaları tarafından zarar görme ya da başkalarına zarar vermekle ilişkili mantık dışı korkular, kontrolünü kaybedip saldırgan davranışlarda bulunma korkusu ya da aşırı boyutlarda dini ya da ahlaki kuşkular şeklinde olabilir.

Obsesif-kompülsif hastalığı olan kişilerin çoğu, takıntılı düşüncelerinin mantıksız olduğunun farkındadır, ancak kendilerini bunları düşünmekten alıkoyamamaktadır. Bu da sıkıntı duymalarına neden olmaktadır.

Kompulsiyon (zorlantı) Nedir?

Kompülsüyon (zorlantı) çoğu kez saplantılı düşünceleri (obsesyon) kovmak için yapılan, irade dışı yineleyen hareketlerdir. Takıntılı düşünceleri yani obsesyonları hafifletmek amacıyla, ritüel şeklinde davranışlar olan kompülsiyonlar gelişebilir.

Takıntılı düşüncelerin yol açtığı kaygıyı hafifletmek için, bu davranışlar sürekli tekrarlanır. Kompulsiyonlar, aşırı el yıkama, sayma, belirli sözcüklerin ya da davranışların tekrarlanması, bir dizi karmaşık eylemin son derece kesin bir sıra ile gerçekleştirilmesi ya da yapılan işlerin, belirli bir düzen içinde olduğundan emin olmak için, tekrar tekrar kontrol etme şeklinde olabilir.

Kompulsiyonlar sıkıntıyı gidermek amacı ile yapılmaktadır, kişi kendini bunları yapmaya adeta zorlanmış gibi hissetmektedir. Sıkıntıyı gidermek ya da önlemek, korku yaratan bir olayı, durumu etkisizleştirmek ya da önlemek üzere tasarlanır.

Hastalık nasıl başlamakta ve sürmektedir?
Genellikle ergenliğin başlangıç yaslarında başlarken çocukluk yaslarında da başlayabilmektedir. Hastaların üçte ikisinde belirtiler 25 yasiından önce baslar.% 15 ten az vakanın ise 35 yaş sonrasında başladığı saptanmıştır.

Ortalama başlangıç yaşı 20 olup, erkeklerde ortalama 19, kadınlarda ise ortalama başlangıç yaşı 22 olarak saptanmıştır.
Yarıdan fazla kişide belirtilerin aniden başladığı gözlenmiştir.

% 50-70 hastada yakınmaların gebelik, ev değiştirme, cinsel sorun, yakın bir akrabanın kaybı gibi stresli olaylar sonrasında başladığı gözlenmiştir. Zaman zaman artıp, azalmalar seklinde dalgalanmalar gösterdiği gözlenmiştir. Alevlenmelerde stresin etkisinin olabildiğinden bahsedilmektedir.

Kalıtımın rolü var mıdır ?
Bu kişilerin birinci derece yakınlarında % 35 oranında benzer bir rahatsızlığa rastlanmıştır.

Obsesif kompulsif bozukluk niçin önemlidir?
Depresyondaki gibi intihar riski vardır Aşırı temizlik nedeniyle ciltlerinde bozukluklar, yaralar açılabilir. İleri dönemlerde çevreleri ile iletişimleri bozulur, eve kapanıp, çevreden uzaklaşabilirler, evde de hep ayni şeylerle vakit geçirmekten başka is yapamayabilirler.

Cinsel ilişkiden kaçınabilir, olabilecekse bile bunu bir kurallar silsilesi haline getirip, ayrılık ve boşanmalara zemin hazırlayabilirler. İşlerini çok yavaş yaptığından ve belirli kalıpların dışına çıkamadığından iş verimi düşüp, mesleki sorunlar yaşayabilir çevrelerini etkileyip, çocukları ve esinin hayatlarını kısıtlayabilir.
 

Obsesyonun Tedavi Methodları

İlaç tedavisi: Depresyonda da kullanılan ve antidepresan denen ve serotonin sistemine etkili ilaçlarla tedavi,psikiyatrist kontrolünde yapılmalıdır, ilaçların bağımlılık potansiyeli yoktur.
Davranışçı tedavi: Kişiye saplantılarının miktar ve şiddetine göre verilen ödevlerle zorlantılarını yerine getirmeleri engellenir.

% 60-75 hastada başarılı sonuçlar vermektedir. Amaç öncelikle var olan hastalığı sonra da hastalığın tekrarlamasını önlemektir.

Bu hastaların kendi hastalıkları konusunda genelde iç görüleri yoktur. Bu nedenle bu hastalarla yasayan kişilere çok is düşmektedir. Bu hastalığın aslında iyileştirilebilir olduğunu anlatmak ve doktora gelmek konusunda bu hastaları ikna etmek genelde yakınlarına düşmektedir.

Hastalığın süresi yorucudur ve kişiyi oldukça gerginleştirir, bu dönemlerde yanında olmak ve destek vermek çok önemlidir. Belirtileri tartışarak düzeltmek mümkün değildir, kişi zaten bu düşünce ve davranışın saçma olduğunun farkındadır, onlarla bunu tartışarak üzerlerine gitmek kişinin sıkıntısını artırmaktan başka ise yaramaz.

Bunun yerine onları anladığınızı ve yanlarında olduğunuzu belirterek destek olmak çok önemlidir.

Davranış uygulamasında amaç takıntılı düşünceleri ortadan kaldırmak değil hastanın bu düşüncelerle barışık yasamasını sağlamaktır. Örneğin çöp bidonunun yanından geçerken eline kir bulaştığını düşünerek defalarca elini yıkayan bir hastaya "hayır kir bulaşmadı" demek yerine "eline kir bulaşıp bulaşmadığına karar vermek için çaba harcamamalısın, kir bulaştığını kabul etsen bile elini tekrar tekrar yıkamamak için Direnmelisin" düşüncesi aşılanır ve hastanın bunu başarması istenir.

Aile içi sorunlar obsesyon sebebi olmaz ancak çoğu zaman obsesyon belirtileri aile içinde sorunlara neden olabilir dışarıdan kir bulaşacak diye obsesyonları olan bazı kişiler sadece kendileri değil ailenin diğer fertlerini de bazı davranışlar yapmaya zorlayabilirler (örneğin dışarıdan gelir gelmez soyunup banyo yapmak gibi).

Obsesif kompulsif bozukluk (Saplantı zorlantı bozukluğu) Halk arasında çok merak edilen obsesyon ya da kompulsiyonlarla seren bir kişilik bozukluğudur.

Obsesyonu tespit etmek için, aşağıda verilen cümleleri ne sıklıkla kullandığınıza odaklanabilirsiniz:

"Tüm davranış, karar ve duygular ya doğrudur ya da yanlış. Arası asla olamaz."
"Takdir edilebilmem için yanlış yapmamalıyım".
"Yanlış yapmak başarısızlıktır ve başarısızlık asla affedilemez".
"Yanlışlık yapmak eleştirilmeyi hak etmektir."
"Kendimi kontrol ettiğim gibi çevremi de kontrol etmeliyim."
"Kontrol kaybı tehlikelidir ve affedilemez."
"Eğer bir şey tehlikeliyse ya da tehlikeli olma ihtimali varsa, benim gibi insanların da bundan rahatsız olması gerekir."
"Eğer yaptığım iste her zamanki düzenimi tozarsam, büyük bir felakete yol açabilirim."
"Eğer bir şeyin mükemmel olacağı kesin değilse, hiçbir şey yapmamak daha iyidir."
"Kurallarım ve tekrarlayıcı davranışlarım olmadan ben bir hiçim." şeklinde kendiniz ve dünya hakkında inançlara mı sahipsiniz?
"Bu iş mükemmel olmalı."
"Bunu kendi başıma yapmalıyım yoksa tam ve doğru olmayabilir."
"Boş zamanlarımda roman okumak yerine daha üretken isler yapmalıyım."
"Ne yapacağıma karar vermeden iyi düşünmeliyim, yoksa hata yapabilirim."
"Bir kişi yanlış davrandıysa cezalandırılmalıdır."
"Bu eski lambayı saklamalıyım. Çünkü bir gün ihtiyacım olabilir."
"Bir işi, doğru olduğundan emin olmak için tekrar tekrar gözden geçirmeliyim.”

Nur Meriç

PSK Gelişim ve Aile Danışmanı